Hastalarımız diyet tedavisini gerçekten uyguluyor mu? İnanıyorlar mı?

Böbrek taşlarının tekrarının önlenmesinde diyet ve ilaç tedavisi çok önem taşımaktadır. Ancak geçmiş çalışmalar maalesef hastaların çok sınırlı bir kısmının bu tedavileri uyguladığını göstermiştir. Bu ay bu konuda yayınlanmış 2 makalenin özetini sizlerle paylaşacağım:

1. Public Perceptions on the Influence of Diet and Kidney Stone Formation.

Marsh BM, Sathianathen N, Tejpaul R, Albersheim-Carter J, Bearrick E, Borofsky M. J Endourol. 2019 Mar 18. doi: 10.1089/end.2019.0010. 

2. Long-Term Adherence to Medications in Secondary Prevention of Urinary Tract Stones. Golomb D, Nevo A, Goldberg H, Ehrlich Y, Margel D, Lifshitz D.

J Endourol. 2019 Apr 25. doi: 10.1089/end.2019.0040. 

İlk makalemizde araştırmacılar Amerika’da 254’ü (%35) daha önce böbrek taşı olan toplam 753 kişiye ulaşarak taş hastalığının önleyici tedavileri hakkında sorular sormuşlar. Kişilerin verdiği cevaplar neticesinde görülüyor ki insanlar taş hastalığının önlenmesi için beslenme veya sıvı tüketimi konusunda yetersiz veya yanlış bilgiye sahip. Özellikle taş hastalarının ilaç tedavisinin başarısına olan inancı daha düşük düzeyde saptanmış. Bu durumun sebebi taş hastalığının tekrarlamasından dolayı yaşanılan hayal kırıklığı olabileceği savunulmaktadır. Bu çalışmada bir diğer çarpıcı sonuç ise taş hastalarının ancak %40’ı metabolik değerlendirmeye tabi tutulmuş olmasıdır. Oysa ki hastalarımıza özel diyet ve ilaç tedavisini metabolik değerlendirme neticesinde sunmaktayız. 

Diğer çalışmamızda ise İsrail’de 2010-2016 arasında böbrek taşının tekrarlanmasını önlemek amacıyla ilaç (potasyum sitrat ve hidroklortiyazid) kullanan 356 hasta incelenmiştir. Bu hastaların tedaviye uyumu sitrat grubunda % 42, tiyazid grubunda ise %52 oranında bulunmuştur. Tedaviye devam edenler ile etmeyenler arasında cinsiyet, eğitim seviyesi ve geçirdiği ameliyatları açısından fark saptanmamıştır. İlaca devam etmeme sebebi ise her gün ilaç alma zorluğu ve yan etkileri gösterilmiştir.

Kronik hastalıkları nedeniyle ilaç kullananların tedaviye uyum oranı %43-%78 arasında değişmektedir. Hastaların tedaviye uyumsuzluğu hastalığın ilerlemesine, daha ağırlaşmasına ve hatta yaşamı tehdit edecek seviyeye gelmesine sebep olabilir. Taş hastalarının da tedavilerini aksatması tekrar taş oluşumuna veya var olan taşın daha büyümesine sebep olabilir.

Taş hastalığı da akut dönemler haricinde çoğunlukla şikayet yapmadan sessiz bir seyir gösterir. Ancak hastalığın tekrarının önlenmesi amacıyla hastaların diyet yapması ve/veya ilaç içmesi veya gerekir. Hastalığın akut dönem haricinde şikayet yapmaması, ilaçların sebep olduğu yan etkiler, ilacın yararına inanmama, farklı ve çok sayıda ilaç kullanma durumundan dolayı hastalar tedavilerini ihmal etmekte veya tamamen bırakmaktadır. Özellikle potasyum sitrat tedavisinde yan etkiler nedeniyle ilaç bırakma oranı %10 olarak bildirilmiştir. Yani bu tedavinin yan etkileri oldukça düşüktür. Sıvı alımının artırılması, dengeli tuz ve protein tüketimi, sitrat alımının artırılması gibi temel diyet düzenlemesine hastaların yaklaşık yarısı uyum sağlamaktadır. Bazı hastalar ise neden ilaç/diyet tedavisine devam etmediklerini net olarak açıklayamamaktadır. Bu durum hastaların hastalıklarının seyri ve riskleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Taş hastalarının tedavi edildiği özel polikliniklerde yakın takip edilen hastalarda önleyici tedbirler konusunda eğitimler verilerek tekrarın önüne geçildiği görülmüştür. 

Özetle taş hastalığı kronik ve tekrarlayan bir hastalıktır. Yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme alışkanlığı/diyetin düzenlenmesi ve ilaç tedavileri ile tekrarının önüne geçmek veya azaltmak mümkündür. Bunların hastalar tarafından kabul edilip uygulanabilmesi için biz hekimler tarafından yeterince bilgilendirilmeleri ve takip edilmeleri gerekmektedir.