Böbreğimizi idrar üreten bir fabrikaya benzetebiliriz. Bu fabrikadan üretilen ürünün çıkışını engelleyen taşı tedavi edebilmek için öncelikle fabrikanın iç yapısı detaylı değerlendirilmelidir. Fiziksel özelliklerimiz yani dış görünüşümüz nasıl farklıysa böbrek yapımız da farklılık gösterebilir. Dolayısıyla tedavi seçiminde kişinin vücut yapısı, böbreğin konumu ve böbrek içindeki kanalcıkların bağlantıları ve bazı özellikleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

İdrar böbreğin parankim dediğimiz dış kısmında yer alan etli kısmında üretildikten sonra kanalcıklar aracılığıyla önce küçük havuzcuklara (minor kaliks), oradan daha büyük havuzcuklara (major kaliks) ve nihayetinde ana havuzcuğa (pelvis) ve üretere boşalır. İdrar kanallarının birbiriyle bağlantıları, aralarındaki açılar özellikle taş tedavisi seçiminde önemlidir. Örneğin böbreğin alt havuzcuğundaki taşın kırılma sonrası sorunsuz dökülebilmesi için bu odacığın bağlantı (infundibulum) uzunluğu , çapı, ana idrar kanalı ile arasındaki açı gibi birçok faktörün uygun olması gerekir. Aksi halde böbrek alt odacığında kırılan taşlar olduğu yerde çöker kalır.

Birçok başarısız tedavinin altında bu anatomik özellikler yatmaktadır. Kişiselleştirilmiş tedavi denilen yöntemle her hastanın böbrek anatomisi incelenip taşın böbrekten çıkarılması için uygun yöntem seçilir.