Ayın Makalesi: Şubat 2019

Böbrekte şikayet yapmadan kalan (asemptomatik)  taşların uzun dönem takip sonuçları ve sebep olabileceği sonuçların öngörülmesi

Li X, Zhu W, Lam W, Yue Y, Duan H, Zeng G. Outcomes of long-term follow-up of asymptomatic renal stones and prediction of stone-related events. BJU Int. 2018 Sep 25. doi: 10.1111/bju.14565. 

Toplumda taş hastalığı sıklığı giderek artmaktadır. Görüntüleme yöntemlerinin özellikle ultrasonun yaygın kullanılmasıyla hiçbir şikayeti olmayan hastalarda da böbrek taşı raporlanmaktadır. Avrupa Üroloji Derneği Kılavuzları bu hastaların takip altına alınmaları gerektiğini belirtmektedir. Öte yandan Amerikan Üroloji Derneği bu tip hastalar için özel bir öneride bulunmamaktadır. Bu hastaların bir kısmı taşını kendiliğinden düşürmekte, bir kısmı ek tedaviye ihtiyaç duymakta veya ameliyat/taş kırma işlemi geçirmektedir. Dolayısıyla tedaviye ihtiyaç duyacak hastaların önceden belirlenip daha yakın izlenmesi, düşük riskli olarak tanımlanan hastaların ise daha uzun periyotlar içinde takip edilmesi uygun olacaktır. Bu çalışmada araştırmacılar hastaları risk gruplarına göre belirlemeyi amaçlamaktadır.

Çin’de Guangzhou şehrinde Guangzhou Üniversite Hastanesi’nde yapılan araştırmada 2007-2017 arasında şikayeti olmayıp böbrek taşı olan ve 1 yıldan uzun süre takip altında kalan toplam 293 hasta incelenmiştir.

Hastalardan %32.1’i taşını kendiliğinden düşürmüş ve bu hastaların da yalnızca üçte birinde kanama, ağrı gibi şikayetler görülmüş. Özellikle boyutu 5mm’den büyük olan ve alt kalikste yerleşen taşların kendiliğinden düşme şansı daha düşük olarak saptanmış.

Hastaların %16.7’sinde 4.7 yıl içinde taş boyutunda ciddi (5mm’den fazla) artış gözlenmiş. Taş boyutu büyüyen hastaların yine 3’te birinde tedavi yapılmış. Özellikle diyabet, ürik asit yüksekliği olanlarda taş boyutunda artış daha ciddi boyutta gözlenmiş.

Hastaların %28’i ağrı veya kanama nedeniyle acil servise başvurup tedavi görmüş. Özellikle 5mm’den büyük taşı olanlarda bu durum daha sık görülmüştür. Hastaların %12.3’ü ortalama 6.9 yıl içinde ses dalgası ile taş kırma (%91.7) ve fleksibl URS (%8.3) ile tedavi edilmiş. Özellikle 5mm’den büyük taşlarda ve 60 yaş üstü hastalarda bu oran artmıştır.

Sonuç olarak böbrekteki alt kaliksindeki taşlar daha az şikayete sebep olup, kendiliğinden düşme şansı düşükken orta ve üst kaliksinde yer alan taşların kendiliğinden düşme ve şikayet yapma potansiyeli yüksektir. Diyabeti ve ürik asit yüksekliği olan, 5mm’den büyük ve orta-üst kaliks taşlarının büyüme ve şikayete sebep olma-büyüme riski daha yüksektir. Bu hastalar daha yakın takip edilmeli ve uygun zamanda tedavi edilmelidir.

 

Kaynak:

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1111/bju.14565